İşlerin yoğunluğundan eskisi kadar çok fotoğraf çekemiyorum, daha çok yazıyorum, yazdıklarımı ayrıca paylaşacağım ama şimdilik kimisi cep telefonu, kimisi arabada eksik etmediğimiz fotoğraf makinası ile yakalaya bildiğimiz bir kaç güzel kareyi sizinle paylaşıyorum...
HASIM KARA
" amatör objektifin profesyonel ruhundan kareler "
30 Nisan 2012 Pazartesi
20 Mart 2012 Salı
Yerleşik hayata geçmeye az kaldı, havalarda düzeliyor artık... Bana da yürümek, düşmek, ıslanmak, kaybolmak düşüyor.
Çok planladım ama bir türlü buz tutmuş göl fotoğraflarını çekemedim, şimdi Eymir ile başlayacağız gene seriye ve sırasıyla adalar ilk planlarımız... Gene dağ, bayır, ot, bok, böcek fotoğraflarından seçmeler olacak. Ankara ve çevresinden görmediğimiz, görüp fotoğrafını çekemediğim her an için zihninizde yer, hayatınızda zaman açın...
En kısa sürede görüşmek üzere...
Çok planladım ama bir türlü buz tutmuş göl fotoğraflarını çekemedim, şimdi Eymir ile başlayacağız gene seriye ve sırasıyla adalar ilk planlarımız... Gene dağ, bayır, ot, bok, böcek fotoğraflarından seçmeler olacak. Ankara ve çevresinden görmediğimiz, görüp fotoğrafını çekemediğim her an için zihninizde yer, hayatınızda zaman açın...
En kısa sürede görüşmek üzere...
| Tepkiler: |
1 Şubat 2012 Çarşamba
Eğlence zamanı... Heppy Times
Kar demek eğlenmek demektir benim için... Ankara ve İstanbul'da ayrı zamanlarda benzer kareleri yakaladık. Belkiden en iyi yaptığım işlerden bir tanesini kar üzerinde denedim... Atlamak, sazan gibi, su görmemiş bir Aksaray' lı, kar görmemiş bir Aksaray' lı gibi. Eğlenceli, keyif veren anlardan bir kaç kare paylaşıyorum...
| Tepkiler: |
11 Ocak 2012 Çarşamba
9 Kasım 2011 Çarşamba
Bayram!!!
Bir yerlerden bulduğum metinleri kopyalarak özensiz bir bayram mesajı yazmayı kendime yakıştıramadığımdan kimseye göndermemiştim. Tatilde zaman bulunca aldım elime kalem kağıdı ve yazmaya başladım yaşadığım bayramları...
Bize öğretilen bayramın namazla başlamasıdır, annemin bizi uyandırması uykulu bir şekilde abdest alınması ilk evresidir. Babamın genelde beni önden suyu ısıtmam için göndermeleri vardır ama bunu şimdi kavrayabiliyorum... İlk bayram namazımı Aksaray' da amcam ile birlikte kılmıştım ve bilmeyen birisi olarak ne dua biliyorsam okumuştum. Farklıydı ve güzeldi, tüm ahali ile tek tek bayramlaşmak, sen kimin oğlusun, ne zaman geldiniz, kurban kesiyor musunuz soruları ve yanaklarımın mıncırılması ve saçlarımın okşanarak bozulması da(!) olsa güzeldi. Zamanla bayram namazının önemli kurallarından birisini olan ayakkabı çaldırmamanın önemini terlikle eve gidenleri görünce öğrendim ve sırf bu yüzden dışarıda yanı başında ayakkabı ile bayram namazlarımız vardır. Her dua arasında ayakkabı kontrolleri ve bir türlü ezberlenemeyen bayram namazında çevreyi kontrol etmekten kafaların sürekli hareket halinde olduğu sabahlardır.
Sonra bayram mesajlarımız ve artık maillerimiz var. Daha dün enseye şaplak göte parmak yaptığın adamdan sayınlı sevgili mesajlar gelir şaşırırsınız! Birde sevgilinden gelir böyle mesajlar o daha fena, siz siz olun böyle geyikler yapıyorsanız eğer samimi olduğunuz insanlara özel bir mesaj gönderin bari...
Bir başka geyikte nerede o eski bayramlardır. Kafasını toprağın altına gömmüş zihniyettir, tembelliğinden ailesinin yanına gitmeyen, zil çaldığında kapıyı açmayan kişilerdir bunlar işte. Utanmadan iki gün sonra Roma'dan fotoğraflar da koydukları da görülmüştür bu kişilerin. Ulen Roma' da bayram mı olur eskidendemi Roma'ya gidiyordunuz siz bayramlaşmaya?
Bayram çocukları vardır birde, annesinin korkusundan yanından ayrılmayan şeker tutulduğunda hangisinden alacağını 118 metre öteden kestirmek için kasenin içine düşercesine bakan ama karar veremeyen. Şekeri tutanın şundan al veya bir tane daha al sözüyle annesinin gözünün içine bakan çocuklar (benim gibi). Kapıya gelen çocuğa ucuzundan şeker tutanlara hiç lafım yok, bilin yani çok küfür yiyorsunuz! Çocukların istihbaratı güçlüdür, hangi ev dolu hangisinde lokum, hangisinde çikolata var bilirler en azından biz öyle çalışırdık. Şimdikiler sanırım bir birlerine GPS üzerinden kordinat veriyorlardır tahminim.
Bayramların eski havası yok diyenlere nedense en çok sorulan sorular ne zaman evleneceksin? haklı tabi eskiden dersler, büyüyünce ne olacaksın deniyordu şimdi evlilik ne zaman deniyor. Eskiden el öpünce haçlık verirken şimdi harçlık veren tipler olmuştur ve halen yalnızdır bayramlarda ailenin yanında.
Kısadan hisse bayramlar her zaman bayramdır ve bayram havasında kutlanır. Kimseye ders vermek veya böyle kutlayın demek haddime düşmez ama çikolatanın iyisini, harçlığın bol olanını verin çocuklarınıza onlarda bayramın bayram olduğunu anlasınlar... ve gülümseyin ne yaşarsanız yaşayın gülümseyin, sıkıca kucaklaşın...
Her kesin bayramı mubarek olsun... Nica güzel bayramlara...
Haşim KARA
| Tepkiler: |
8 Kasım 2011 Salı
7 Kasım Ankara - Saklı bahçe Eymir gölü
Aksaray aksanı!
We started the day so early like 07.30 and we were on the roads. We had to catch the rhythm of the city. We had our breakfast at Ceviz Tunalı Hilmi that’s my favourite all time. By the way Ceviz means walnut in English , it sounds delious and energy maker, right?
The taste , presentation of service attractive everbody who have never been there before. Olive bread with tomates and cheese , village type breakfast are wonderful, try it!
Then we continued our trip with Kuğulu Park Trip that is so usual for us and unplanned Eymir Lake Trip . There is my favourite place in Ankara , which is not like Ankara . I hope , the people can manage to save this nature. It’s a place thaw shows you the difference of being a METU student. You can go there by car but it’s not allowed to enter Park Side with car and you must walk for 2 Km , if you are a graduate of METU, you can easily enter the park side with your car. I like walking so it was not a matter, normally I am disagree with this discrimination but I can not imagine when everybody comes there by their cars. Maybe this discrimination is just a rule which preserve the nature of Eymir Lake. Around the lake , there are small restaurant and cafes , which offer you a great pleasure and you can not find it anywhere in Ankara .There are lots of people around who sipping their beers, eating , biking and walking with their families .
You can hear no high volume around , except the swimming ducks on the water and you can feel in a timeless zone with the reflections of sun in the lake , the view of the trees with colourfull leafs.
I am pretty sure, there are a lot of people in Ankara who have never been here because of their laziness. In fact it’s better to avoid destroying this area.
Do not hesitate of eating, as I said there are restarurants inside and we had fish and it was more delicious than İstanbul fishes. It’s like a Secret Garden .
We took more than 312 photos and I choosed some of them for you.
Have a nice time!
Güne çok erken başladık, saat 7:30 gibi sokaklardaydık, şehri kimseler kaçırmadan yakalamamız gerekiyordu... Kahvaltısını her zaman sevdiğim Tunalı Hilmi'de Ceviz'de başladık. Gitmeyenlere tadı, sunumu ve hizmet kalitesi ile kandırmasını bilen bir pastahane. Zeytinli ekmeğe domates ve peynirli tostu ve köy kahvaltısı kesinlikle harika tavsiye ederim...
Klasik kuğulu park ziyareti ve plansız bir Gölbaşı Eymir göl gezisi ile devam ettik... Ankara' da en sevdiğim yer, hiç Ankara gibi olmayan bir nokta. Umarım bunu korumayı becerirler, değerini bilirler. Türkiye' de ODTÜ' lü olmanın farkını insanlara sonuna kadar gösteren bir nokta bence, arabanızla gelip kapıda bırakıyorsunuz ve 2 km kadar yürümeniz gerekiyor ama ODTÜ mezunu iseniz arabanızla içeri girebiliyorsunuz. Yürümeyi severim ve yürüdüm, böyle bir ayrımcılığa karşıyım ama öyle bir yere herkesinde arabası ile girdiğini düşünemiyorum... Belki bu ayrımcılık Eymir gölünü sosyal ve doğa olarak koruyan bir kuraldır. Eymir gölü kenarında bir kaç küçük kafe ve restoranlar var, Ankara' da hiç bir yerde bulamayacağınız bir rahatlık söz konusu. Birasını yudumlayanlar, yemeğini yiyenler, bisikletle gezenler, spor yapanlar, ailesiyle yürüyüşe gelenler... Kimsenin sesini yüksek duyamayacağınız, ördeklerin suyun yüzeyinde koşmalarını, güneşin göle yansımasını ve ağaçların renklerini izleyerek zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız harika bir yer. Ankara' da yaşayıp tembelliğinden buraya gitmeyen bir çok insan var, aslında bilinmesin daha iyi de demekten kendimi alamıyorum. Yemek düşünmeyin, dediğim gibi içeride restoranlar var, biz balık ekmek yedik ve inanın İstanbul' da bile bu kadar güzelini yapamıyorlar. Saklı bir bahçe gibi... 312 den fazla fotoğraf çekmişiz, aradan seçtiklerimi sizinle paylaşıyorum...
| Tepkiler: |
Eymir gölünde ikizler...
Gezerken karşılaştığımız ikizleri fotoğrafladık, ikisi de bir birinden şirin ve akıllı. Dedeleri ve babalarıyla sohbetlerine şahit olmanız gerekirdi... Allah sağlık ve uzun ömür versin onlara...
| Tepkiler: |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)